Takip Etmeye Devam Ettiğim Bu Kaos Gibi Günlerim 😂🎶
Selam millet! 👋 Nasılsınız bakalım benim sevgili takipçilerim? Umarım siz de bu bölümdeki gibi kaotik, ama bir yandan da enerjisiyle hayatımıza renk katan günlerden geçiyorsunuzdur. Benim burada yazmamın sebebi de bu! Çünkü benim için hayat, filtreler ya da mükemmel bir kare değil; tam tersi, sürekli değişen şarkılar gibi bazen yüksek tempolu bir dans parçası, bazen de yağmurlu günde dinlenen o derin ballad diyebilirim. 🎧✨
Bu aralar kendimi sanki bir müzik videosunun spontane çekimleri arasında gibiyim. Sabah alarm çaldığında o "Hadi bakalım bugünkü sound ne olacak?" modundayım sanki. Bir gün sabah uyandım, kafamda sadece o 90'ların en vurucu synth sesleri dönüyordu ve hemen gardırobumu o filme uygun parçalara ayarladım. Diğer gün ise tüm filtrelerimi kaldırıp, en çılgın neon renklerle dolu bir Akşam sürüklemesi gibi hissediyorum. 💖
O Kusursuz Olmayan Günlerin Büyüsü ✨
Biliyorsunuz benim için her şey bir estetik meselesi. Makyajımın tonu, kombinimin uyumu, arka plandaki şarkının ruh haline uygunluğu... Hepsi bir bütün. Ama sonra böyle gün geliyor ki, her şey uyuşmuyor. Makyajım aceleye gelmiş, dışarısı İstanbul trafiğiyle çığlık atıyor ve benim kafamdaki o mükemmeliyetçi soundtrack, kaybolmuş bir VHS kaseti gibi takılıyor. İşte tam bu anlar benim için en samimi olanlar oluyor! Sanki hayat diyor ki: "Tatlım, her şey mükemmel olmak zorunda değil. Bu da böyle yaşanır." 😂
Örneğin geçen hafta yaşadığım bir olayı anlatmalıyım. Sabah ders çalışacaktım ama kafam sürekli geçtiğimiz yaz izlediğim bir dizinin final sahnesindeydi. O sahnede geçen arka plan müziği takıntılı bir şekilde çalmaya başladı zihnimde. Ders kitabı? Yok oldu. Elimdeki sadece o dramatik OST'yi dinleyen, arada sırada "Acaba sonra ne olacak?" diye merak eden bir ben kaldım. Sonunda dersi bırakıp, o müzikle kendimi kaptırdım ve tam bir mood yaşadım diyebilirim. 🥺 Bu dramatik kaçışlar bazen en verimli çalışma temposundan daha iyi geliyor, kabul edin! 😉
Playlistimdeki Gibi Hayatım ❤️
Bu kaosu sürdürmenin sırrı sanırım bu spontane kabulde gizli. Her şeyin mükemmel olması gerekmiyor. Bazen o yamuk kareler, amatör çekim gibi görünen anlar bile en çok iz bırakanlar oluyor. Tıpkı bir şarkının ilk dinlediğinde "Aa, bu mu?" dedirttiği ama ikinci dinlemede ruhunu yakaladığın gibi.
Bu yüzden bu köşede böyle küçük, mikro-anıları paylaşıyorum çünkü onlar benim hafıza kartlarım. Bir sonraki büyük konser ya da mükemmel bir elbiseyle çıkılan o muhteşem fotoğraf değil; çay içerken gelen beklenmedik bir şarkıyla tüm günün ruh halinin değişmesi gibi küçük şeyler. ☕🎶
Sizin bu aralar en çok hangi "kaos anınızı" yaşamışsınız? Bir şarkı, bir kıyafet ya da sadece İstanbul’un o tanıdık uğultusu sizi en çok neye benzetiyor? Aşağıya yazın, birlikte bu playlisti devam ettirelim! 👇
#istanbulvibes #oyuncuruh #playlistimdenkareler